Günlük yaşamda hepimiz duygularımızı farklı şekillerde yaşar ve ifade ederiz. Ancak çoğu zaman, öfke, üzüntü ya da kırgınlık gibi güçlü duyguları açığa çıkarmak yerine içimizde tutmayı seçeriz. “Ağlamamalıyım”, “Sinirlendiğimi belli etmemeliyim” ya da “Güçlü görünmeliyim” gibi inançlar duygularımızı bastırmamıza yol açar. Klinik Psikolog, Psikoterapist Dr. Yasemin Meriç Kazdal yazdı.
İlk başlarda bu tutum, ilişkilerde çatışmayı önlemek ya da düzeni korumak için işlevsel görünebilir. Oysa bastırılan her duygu, zihinde birikir ve zamanla hem ruhsal hem de bedensel sağlığı olumsuz etkileyen görünmez bir yük haline gelmeye başlar.
DUYGULARI BASTIRMANIN PSİKOLOJİK ETKİLERİ
Kaygı ve Depresyon: Bastırılan duygular zihinde birikerek gerginlik yaratabilir. Kişi, nedenini anlamlandıramadığı bir şekilde sürekli huzursuz ya da endişeli hissedebilir. Uzun süre devam eden bu durum, depresif belirtileri de tetikleyebilir.
Duygusal Uzaklaşma: Hislerin ve duyguların ifade edilememesi, kişinin kendisiyle kurduğu bağı zedeleyebilir. Zamanla birey duygularını tanımlamakta zorlanır ve böylelikle sosyal ilişkilerinde kopukluk yaşayabilir.
Stresin Bedenselleşmesi: Psikosomatik belirtiler, duygusal baskının bedensel yansımalarıdır. Baş ağrısı, mide sorunları, uyku bozuklukları bastırılan duyguların sık görülen somatik sonuçlarıdır.
NEDEN DUYGULARI BASTIRIYORUZ?
Duyguları bastırma eğilimi, çoğunlukla yaşamın erken dönemlerinde öğrenilen bir davranış biçimidir. Çocuklukta sıkça duyulan “Ağlama”, “Kızma”, “Abartma” gibi uyarılar ya da görmezden gelinen, ihmal edilen duygular; bireyde duyguların saklanması gerektiği düşüncesini pekiştirebilir. Bu tekrarlar, bireyin duygularını açıkça ifade etmesinin yanlış ya da zayıflık göstergesi olduğuna dair kalıcı bir inanç geliştirmesine yol açabilir.
Yetişkinlikte bu inanç, toplumsal beklentilerle birleşerek daha da güçlenebilir. Birçok kültürde öfke, kırgınlık ya da üzüntü gibi duygular açıkça dile getirildiğinde “dramatik” bulunur; buna karşılık sakin, kontrollü ve duygularını belli etmeyen bireyler güçlü kabul edilir. Dolayısıyla kişi, çevresinden onay görmek ya da ilişkilerinde sorun yaşamamak için hislerini bastırmayı sürdürebilir.
Bastırma, bireysel düzeyde çoğu zaman bir savunma mekanizması olarak işlev görebilir. Birey; kırılgan görünmemek, reddedilme korkusundan kaçınmak ya da tartışmalardan uzak durmak için duygularını saklayabilir. Ancak bu strateji kısa vadede huzur veriyor gibi görünse de uzun vadede hem ruhsal hem de bedensel açıdan ciddi zararlar doğurabilir. Çünkü duygular; yok edilmek için değil, deneyimlenmek, bireyin ihtiyaçlarını ve sınırlarını hatırlatmak için vardır. Onları bastırmak, yalnızca mesajı susturmak anlamına gelir; ihtiyacın kendisi ise arka planda varlığını sürdürmeye devam eder.
DUYGULARI İFADE ETMENİN YOLLARI
Farkındalık: Duyguyu tanımlamak, ilk adımdır. “Kırgınım” ya da “Endişeliyim” diyerek tanımlamak, duyguyu kabul edebilmeye açılan bir kapıdır.
Yazmak: İfade edilemeyen duyguları kâğıda dökmek güvenli bir çıkış sağlayabilir. Aynı zamanda somutlaştırarak, dışarıdan bir gözle bakmak kabul edip, anlamlandırmaya yardımcı olabilir.
Güvenli Paylaşım: İlişkilerde “Ben dili” ile duyguları ifade etmek, iletişimi güçlendirebilir.
Sanat ve Hareket: Resim, müzik ya da spor gibi alanlar duyguları sağaltarak dönüştürücü bir kanal açabilir.
DUYGULARA ALAN AÇMAK
Duyguları bastırmak yerine onları deneyimlemek, anlamaya çalışmak ve ifade etmek, ruhsal dayanıklılığı artırmaya destekleyicidir. Bastırılan her duygu ve his, aslında kişinin kendine dair kaçtığı veya görmek istemediği bir ihtiyacı işaret eder. Bu ihtiyaçları görmezden gelmek yerine fark etmek ve kabul etmek, daha dengeli ilişkiler, daha zinde bir zihin ve daha huzurlu bir beden için önemlidir.
Bu farkındalık, bireyin duygusal deneyimlerine karşı şefkatli bir tutum geliştirmesine ve içsel ihtiyaçlarını kendiyle barışık, yapıcı yollarla ifade edebilmesine zemin hazırlar. Böylelikle duygular, bastırılması gereken bir yük olmaktan çıkıp, hayatın doğal bir parçasına dönüşür.
2
Daha iyi bir arkadaş olmanın 5 yolu: Bilimsel verilerle destekleniyor
2346 kez okundu
3
Uzmanı tekniği açıkladı: İnsanların gerçek duygularını nasıl anlarsınız?
1909 kez okundu
4
50 yıllık kolonyacı, 15 metrekarelik dükkanında mesleğini yaşatıyor
1405 kez okundu
5
Yapay zeka doğal beyne karşı mı?
1382 kez okundu