DOLAR 48,11290,06%
EURO 56,1052-0,13%
ALTIN 7.134,76-0,95
BITCOIN 3742199-1.74618%
İstanbul
27°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

“Sporda çocuklarımızı, eğitimde üniversitelerimizi hedef alan bir anlayışla nasıl güven yaratacağız?”
  • Sözcü Kıbrıs
  • Genel
  • “Sporda çocuklarımızı, eğitimde üniversitelerimizi hedef alan bir anlayışla nasıl güven yaratacağız?”

“Sporda çocuklarımızı, eğitimde üniversitelerimizi hedef alan bir anlayışla nasıl güven yaratacağız?”

ABONE OL
26 Ağustos 2026 16:25
“Sporda çocuklarımızı, eğitimde üniversitelerimizi hedef alan bir anlayışla nasıl güven yaratacağız?”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

“Rum tarafı Kıbrıs Türk halkının adada var olmasına bile
tahammül edemiyor”

Başbakan Ünal Üstel, Rum
tarafının Barcelona Academy’nin KKTC’de gerçekleştirmeyi planladığı
organizasyonu engellemeye yönelik girişimleri ile QS Dünya Üniversite
Sıralaması’nda KKTC’den üç üniversitenin “Lefkoşa, Kuzey Kıbrıs” ifadesiyle yer
almasına yönelik tepkilerini değerlendirdi.

“Sporda çocuklarımızı, eğitimde üniversitelerimizi hedef
alan bir anlayışla nasıl güven yaratacağız?” diye soran Üstel, böyle bir
zihniyetle anlaşma olamayacağını vurguladı.

Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan
açıklamaya göre Üstel, Rum tarafının son günlerde Kıbrıs Türk halkına yönelik
sergilediği tahammülsüzlüğü ibretle izlediğini belirtti.

Bir taraftan Barcelona Academy’nin Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti’nde çocuklar ve gençlerle buluşmasını engellemek için uluslararası
düzeyde girişimler yapıldığını, diğer taraftan ise Doğu Akdeniz Üniversitesi,
Yakın Doğu Üniversitesi ve Lefke Avrupa Üniversitesi’nin QS Dünya Üniversite
Sıralaması’nda “Lefkoşa, Kuzey Kıbrıs” olarak yer almasının hazmedilemediğini
kaydeden Üstel, Rum tarafındaki aşırı sağcı ELAM’ın “Kuzey Kıbrıs diye bir yer
yoktur” diyerek KKTC üniversitelerinin listeden çıkarılmasını istediğini ve Rum
Dışişleri ve Eğitim Bakanlıklarını harekete geçmeye çağırdığına işaret etti.

– “Böyle bir zihniyetle anlaşma hiç olmaz”

Üstel, Rum liderliğine “Çocuklarımızın futbol oynamasına
tahammülünüz yok. Gençlerimizin dünyayla buluşmasına tahammülünüz yok.
Üniversitelerimizin uluslararası başarılarına tahammülünüz yok. ‘Kuzey Kıbrıs’
adının dünyada görünmesine tahammülünüz yok. Peki Kıbrıs Türk halkının nesine
tahammülünüz var?” sorusunu yöneltti.

Rum yönetimini bir taraftan “çözüm”, “uzlaşma”, “diyalog” ve
“güven yaratıcı önlemler”den bahsederken diğer taraftan Kıbrıs Türk halkının
sporundan eğitimine, kültüründen ekonomisine kadar dünyayla kurduğu her teması
engellemeye çalışmakla suçlayan Üstel, “Böyle güven yaratılmaz. Böyle uzlaşma
olmaz. Böyle bir zihniyetle anlaşma hiç olmaz.” dedi.

Rum tarafının Kıbrıs Türk halkının varlığını inkâr ederek
güven yaratamayacağını, çocukların dünyayla buluşmasını engelleyerek iki halkı
yakınlaştıramayacağını ve üniversitelerin adını uluslararası listelerden
sildirmeye çalışırken iş birliğinden ve ortak gelecekten söz edemeyeceğini
vurgulayan Üstel, sözlerini şöyle sürdürdü

“Barcelona konusunda ortaya konulan tavır ile
üniversitelerimize yönelik saldırı aynı zihniyetin ürünüdür. Bu zihniyet,
Kıbrıs Türk halkını dünyadan koparmayı, görünmez kılmayı ve bu adada yalnızca
Rumların söz sahibi olduğu izlenimini yaratmayı hedeflemektedir.

Artık herkes şunu anlamalıdır. Kıbrıs Türk halkı bu adada
vardır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vardır. Devletimiz, kurumlarımız,
üniversitelerimiz, çocuklarımız ve gençlerimiz vardır. Bizim bu topraklarda
eşit, özgür ve güven içinde yaşama hakkımız vardır.

Rum liderliği gerçekten Kıbrıs’ta güven ortamı oluşturmak ve
iki taraf arasında yeni bir dönem başlatmak istiyorsa önce Kıbrıs Türk halkını
yok sayan, gençlerimizi dünyadan koparmaya çalışan ve her uluslararası
temasımızı engellemeyi amaçlayan bu çağ dışı siyasetten vazgeçmelidir.

Kıbrıs Türk halkının dünyayla buluşması kimsenin iznine tabi
değildir. Biz çocuklarımızın önünü açmaya, gençlerimizi dünyayla buluşturmaya,
üniversitelerimizi daha ileriye taşımaya ve devletimizin uluslararası
görünürlüğünü artırmaya devam edeceğiz.

Kıbrıs’ta güvenin yolu Kıbrıs Türk halkını yok saymaktan
değil, onun haklarına, egemen eşitliğine ve eşit uluslararası statüsüne saygı
göstermekten geçmektedir.”

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.