Avrupa Birliği üyesi 11 ülke, Birliğin dış politika alanındaki ortak hareket kabiliyetini kısıtlayan tek taraflı vetoların sınırlandırılması amacıyla harekete geçti. Aralarında Almanya ve Fransa’nın da bulunduğu ülkeler, dış politikada oy birliği kuralı yerine nitelikli çoğunluk sistemine geçilmesini talep ediyor.
Avusturya, Danimarka, Belçika, Finlandiya, Fransa, Almanya, Lüksemburg, Hollanda, Romanya, İspanya ve İsveç tarafından imzalanan ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’a iletilen ortak mektupta, AB dış politikasında “samimi iş birliği” ilkesinin önceliklendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Mektupta, uzlaşı kültürünün Birliğin meşruiyet kaynağı olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi
“Birliğin uzlaşı kültürü, meşruiyetinin önemli bir kaynağıdır. Bu nedenle, mümkün olan her durumda uzlaşı sağlamaya devam edeceğiz. Ancak aynı zamanda bu uzlaşı kültürünün ortak hareket etmeyi engellemek yerine teşvik etmesini sağlamalıyız. Aksi takdirde meşruiyetimiz olur ancak gücümüz olmaz.”
Almanya’nın öncülük ettiği girişim kapsamında hazırlanan metinde, uluslararası alandaki stratejik rekabet ve istikrarsızlığa dikkat çekilerek, AB’nin değerlerini ve çıkarlarını savunma kapasitesinin siyasi, ekonomik ve diplomatik gücünü ne kadar hızlı harekete geçirebildiğine bağlı olduğu kaydedildi.
Mevcut AB kurallarına göre dış politika kararları katı bir oy birliği ilkesiyle alınıyor. Bu kural, tek bir üye devletin dahi 26 ülkenin ortak kararını bloke edebilmesine olanak tanıyor.
İmza sahibi ülkeler, dış politikada karar alma süreçlerini kolaylaştırmak adına beş temel ilke önerdi
Mektupta, bu ilkelerin tamamı için gerekli hukuki çerçevenin zaten mevcut olduğu ifade edildi.
AB Antlaşması’nın 31. maddesinde yer alan ve oy birliğinden nitelikli çoğunluğa geçişi mümkün kılan “passerelle clause” , özellikle Rusya-Ukrayna savaşının ardından Brüksel’de sıklıkla tartışılıyor. Bu sistemin tüm dış politika başlıklarında birden değil, vaka bazında uygulanabileceği de belirtiliyor.
Reformu savunanlar, çoğunluk sisteminin karar alma süreçlerini hızlandıracağını ve tıkanıklıkları önleyeceğini ifade ederken; karşı çıkanlar ise demokratik meşruiyetin zayıflayabileceğini ve küçük ülkelerin büyük üye devletler karşısında haklarını koruma aracını kaybedebileceğini dile getiriyor. Girişim metnine Baltık ülkelerinin imza atmadığı bildirildi.
Öte yandan, köprü maddesinin yürürlüğe konulmasının da yine oy birliği gerektirmesi sürecin önündeki en büyük yapısal engel olarak değerlendiriliyor. Almanya ve Fransa’nın ayrıca Yüksek Temsilci Kaja Kallas’ın rolünü güçlendirecek ancak kendisini Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in doğrudan denetimine tabi kılacak bir düzenlemeyi de gündeme getirdiği belirtildi.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.