BAYRAM TURİZMCİYE YARADI

BAYRAM TURİZMCİYE YARADI

Turizm Bakanı Fikri Ataoğlu, KITSAB Başkanı Orhan Tolun ve Sağlık Turizmi Konseyi Başkanı Ahmet Savaşan, ülke turizmini değerlendirdi. Bakan Fikri Ataoğlu, 9 günlük bayram tatilinin ülke turizmimize olumlu yansıdığını belirtirken, Orhan Tolun, ülkeye en çok dövizin eğitim sektöründen ve turizmden girdiğini vurguladı. Ahmet Savaşan ise eğitim turizmindeki modelin sağlığa da uygulanması gerektiğini kaydetti.

Turizm Bakanı Fikri Ataoğlu, Türkiye’den gelen turist sayısının arzu edilenden düşük olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Bakanlığa ilk geldiğimizde yapmış olduğumuz araştırmada Türkiye’den adamıza gelen turist sayısının memnun edici bir düzeyde olmadığını gördük ve bu sayıyı nasıl arttırabileceğimiz konusunda çalışmaya başladık. Paydaşlar ile bir araya geldik, pek çok toplantı yaptık ve gördük ki Türkiye’de tanıtım yapmaya ihtiyacımız var. Biz de bunun gereği olarak Türkiye çapında 9 farklı bölgede turizmden, sağlığa, sağlıktan inşaata pek çok alanda ülkemizi tanıtmak için Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı ile koordineli olarak tanıtım faaliyetleri planladık.”

“15 Temmuz, tanıtım faaliyetlerimizi darbeledi”

Türkiye’deki tanıtım faaliyetlerinin çok kapsamlı olarak planlandığını fakat 15 Temmuz kalkışması ve Suriye olaylarının bu faaliyetleri darbelediğini anlatan Ataoğlu, Türkiye tanıtımlarının en kısa sürede başlatılacağını söyledi.

Dokuz günlük tatil önerisini Bakanlar Kurulu’na kendisinin götürdüğünü söyleyen Bakan Ataoğlu,  Türkiye’de istenmeyen olayların yaşandığını ve bu yaşananların KKTC Turizmi’ni olumsuz etkilediğini söyleyerek, dokuz günlük tatilin özellikle turizme önemli bir katkı sağlayacağına inanç belirtti.

“Türkiye dışında da tanıtım faaliyetleri arttırılacak”

Türkiye’den gelecek turistlere yönelik olarak özel paketler hazırlanması için çalışmaların başlatıldığını söyleyen Ataoğlu, Türkiye’den daha fazla turistin ülkemize gelmesi için sektörle birlikte özel kampanyalar düzenlenerek son aylarda kaybedilen turizm gelirlerinin arttırılmaya çalışılacağına vurgu yaptı.

Ataoğlu ayrıca, Almanya, İran, Azerbaycan ve Rusya başta olmak üzere pek çok ülkede de tanıtım faaliyetlerinin başlayacağını söyledi.

15 Temmuz’dan sonra KKTC’nin iç hatlar gibi muamele görmesi talebinin çeşitli kesimlerce yeterince anlaşılamadığına değinen Ataoğlu, bu uygulamanın hem Türkiye’den KKTC’ye gelişleri kolaylaştırmak, hem de bilet ücretlerini ucuzlatmak için düşünüldüğünü yineledi.

15 Temmuz’un KKTC’ye gelişleri de olumsuz etkilediğini vurgulayan Ataoğlu, bu olumsuzluğun ortadan kalkması için Başbakan Yardımcısı ve Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Bakan Tuğrul Türkeş ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı’nın katkıları ile İstanbul Atatürk Havaalanı’nda KKTC kontuarı açıldığını belirtti. Bu kontuar sayesinde KKTC’ye seyahatlerin kolaylaştırıldığına değinen Ataoğlu, bu uygulamanın Türkiye’de diğer terminallere de yayılması için girişim yaptıklarını da kaydetti.

Ataoğlu, Ercan’ın iç hatlar muamelesi görmesini istemelerinin ana nedenlerinden birinin ise uçuşların iç hatlar kategorisine alınarak vergilerin ve konma konaklama gibi ücretlerin belirli bir süre için aşağıya çekilmesi olduğunu vurguladı.

Bakan Ataoğlu, üzerinde düşünülen uygulama ile KKTC uçuşlarının her zamanki gibi dış hatlar terminalinden yapılmasına karşın vergi ve diğer kalemlerde iç hatlar kurallarının geçerli olacağını söyledi. Bu uygulamanın 3-6 aylık bir dönemde geçerli olması düşünüldüğünü anlatan Ataoğlu bunun kabaca Türkiye ve KKTC’ye 11 milyon gibi bir maliyeti olacağının da hesaplandığını belirtti.

Ülkemize kongreler için gelişlerde hiç bir sorun olmadığının altını çizen Ataoğlu, kongreye katılacak kişilerin isimlerinin Türkiye’deki KKTC kontuarına bildirilmesinin yeterli olduğunu söyledi.

“THY ile önemli adımlar atılıyor”

Türkiye’de yaşanan olayların KKTC’ye en az zarar vermesi noktasında Türkiye yetkilileri ile yapılan görüşmelerin son derece iyi gittiğini ve kış için önlemler aldıklarını anlatan Ataoğlu, THY ile İskandinav ülkeleri ve İskoçya başta olmak üzere Kuzey Kıbrıs’a Türkiye bağlantılı uçuşların başlatılması noktasında önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirtti.

Ataoğlu ayrıca bu ülkelerden yapılacak uçuşlarda yolcuların uçaktan inmeden KKTC’ye getirilmesinin de planlandığına vurguladı.

1 Mayıs da Diyarbakır ardından da Ordu seferlerinin başlatıldığını söyleyen Ataoğlu, yeni destinasyonlara uçuşların yapılması için de çalıştıklarını anlattı.

Tolun: Biletlerde 100 TL ucuzlama hedefleniyor

KITSAB Başkanı Orhan Tolun, Ercan’ın iç hatlar kategorisine alınmasıyla birlikte bilet fiyatlarında 100 TL’lik bir ucuzlama olacağının hesaplandığına değinerek, düşürülmesi ön görülen vergi ve ücretlerin bir kısmının KKTC’den bir kısmının da TC’den kaynaklandığını söyledi.

Tolun, her yolcudan bilet ücretine ek olarak alınan ve Ercan Havaalanı’nı kiralayan şirkete sözleşme gereği verilen 15 USD ile konma konaklama ücretlerinin düşürülmesi konularının hükümet ile ilgili şirket arasında tekrardan düzenlenmesi gerektiğine dikkat çekti.

“Fonun 3’te 1’i turizme harcanıyor”

Sektörün taleplerinin karşılanması konusunda Turizm Bakanlığı’nın iyi niyetli olduğunu ve çaba harcadığını ifade eden Orhan Tolun, turizm fonunun 60 Milyon TL olmasına karşın hükümetin Turizm Fonuna 19-20 milyon TL aktardığını geriye kalanını ise cari bütçede kullanıldığını söyledi.

Tolun, ülkede turizm gelirlerinin arttırılması için bu fonun tümünün turizm için kullanılmasının önemli olduğuna dikkat çekti.

15 Temmuz sonrası Kuzey Kıbrıs’ta turizmin neredeyse dibe vurduğunu anımsatan Tolun, bakanlığın sektör ile birlikte hızlı hareket ederek çeşitli tedbirler aldığını belirtti. 2016’nın ilk altı ayında ihracatta ( gerileme olduğunu ifade eden Tolun, turizm sektörünün büyük çabası ve Bakanlığın da desteği ile turizmde yılsonu itibarıyla geçen seneye oranla civarında bir gerileme beklediklerini söyledi.

“Larnaka teşvikleri genişletilmeli”

Turizmin pek çok sektörü beslediğini söyleyen Tolun, turizmde dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan birinin sadece büyük otel, acente, restoranların desteklenmesi ve daha da büyümelerinin sağlanması değil, küçük otel, acente ve restoranların da hayatlarını sürdürebileceği modellerin yaratılması olduğuna dikkat çekti.

Kuzey Kıbrıs’a Larnaka’dan gelen özel ilgi gruplarının teşviklendirildiğini söyleyen Tolun, özel ilgi grupları dışında ülkeye gelen turistlerin de teşviklendirilmesi gerektiğini vurguladı. Ülkedeki çevre kirliliğine de değinen Tolun, çevre bilincinin gelişmesi için eğitim yanı sıra, etkin bir ceza mekanizmasının kurulmasının da şart olduğuna vurgu yaptı.

“En çok döviz girdisi turizm ve eğitimden”

Geçen sene turizm gelirlerinin 780 Milyon Dolar olduğuna değinen Tolun, KKTC’nin ithalatının 1,5 Milyar USD, ihracatının ise 120 Milyon USD olduğunu anımsatarak, ülkeye en çok dövizin turizm ve üniversitelerden girdiğini vurguladı.

Savaşan: Eğitim Turizmi’nin hacmi 160 Milyar USD

Kıbrıs Sağlık Turizmi Konseyi Kurucu Başkanı Ahmet Savaşan, Dünya’da ve ülkemizde Eğitim Turizmi’nin hızla gelişmekte olan sürdürülebilir bir turizm türü ve aynı zamanda da büyük bir ekonomik önem taşıdığını söyledi.

Savaşan, Eğitim Turizmi’nin turizm pazarı içinde son yıllarda payının önemli oranda arttığını vurguladı. UNESCO verilerine göre 1975’te Dünya genelinde 800 bin öğrenci Eğitim Turizmi kapsamında ülkelerinin dışına seyahat ederken, günümüzde 4 milyon öğrencinin eğitim amaçlı seyahat ettiğini söyleyen Savaşan, uluslararası öğrenci pazarının 160 milyar dolarlara ulaştığını ve 2020’de öğrenci sayısının 7 milyonu, bütçenin ise 280 Milyar Doları bulacağının öngörüldüğünü anlattı.

“Eğitim turizmindeki model sağlığa da uygulanmalı”

KKTC ekonomisi için Eğitim Turizmi’nin hayati öneme sahip olduğunu ifade eden Savaşan, Uluslar arası öğrenci çekme yarışında ülkemizin nüfusuna göre iyi bir noktada olduğunu söyledi.

Ahmet Savaşan, bir öğrencinin ülkemizde yılda 18 bin USD, bütün öğrencilerin ise 1 milyar dolardan fazla harcama yaptıklarını vurguladı.

Savaşan, devlet üniversiteleri yanı sıra girişimcilerin Kuzey Kıbrıs’a kazandırdıkları geniş imkanlara sahip üniversitelerin bir bütün olarak Türkiye Cumhuriyeti tarafından teşviklendirilmesi ve hükümetler tarafından desteklenmesiyle ülkeye Eğitim Turizmi’nin kazandırıldığını ve bu alanın geliştiğini anlattı.

Savaşan, Eğitim Turizmi’nde yakalanan başarının aynı yöntemle Sağlık Turizmi’nde de yakalanabileceğinin altını çizdi.

“Orta ve uzun vadeli plan yapılmalı”

Ahmet Savaşan, ilk olarak Rusya Türkiye krizi, daha sonra 15 Temmuz kalkışması ardından Suriye olayları gibi bizim dışımızda gelişen olayların olumsuz etkilerini ülkemizin en az zararla atlatması için Turizm Bakanlığı ve sektörün kısa dönemde almaya çalıştıkları önlemlerin önemli olduğuna değindi.

Savaşan, bundan çok daha önemli ve ihtiyacımız olanın kriz ortamının ardından orta ve uzun vadede yapılacakların planlanması olduğuna dikkat çekti. Savaşan Turizm Şurası’nın bir an önce yapılması çağrısını da yineledi.

Dünya’ya bakıldığında pek çok alanda olduğu gibi turizm anlayışında da eskisine göre büyük farklılıkların meydana geldiğini ifade eden Savaşan, bu anlayışın, küresel gelişmeleri izleyen bir kamu-özel kesim işbirliği ile turizmde yerelleşmeyi, rekabetçi pazara odaklı, yerel çağdaş örgütlenmeye açık ortak işlerliği, çevreye duyarlı, sürdürülebilirlik kavramına ve değişime tam uyumlu stratejileri, bölgesel turizm yönetimini, yerel sivil toplum kuruluşları dayanışmasını, internet teknolojisi odaklı ve kendini sürekli yenileyen dinamik, bütünsel bir yönetimi içerdiğini anlattı.

“Sağlıkta kısıtlı ilerleme sağlandı”

Pek çok krize rağmen Dünya’da gelişimini sürdüren turizm endüstrisi çerçevesinde özgün yerini alan Sağlık Turizmi’ne yatkın bütün ülkelerin, bu dönemde somut atılımlar yaptığına değinen Savaşan, ülkemize de medikal turizm hizmetleri, otellerdeki medikal masaj, spa uygulamaları ve yaşlı-engelli turizminde sınırlı ama önemli ilerlemeler sağlandığını söyledi

Günümüzde ‘yeni nesil turist’ anlayışının egemen olduğunu belirten Savaşan, ülkemizdeki mevcut koşulları iyileştirmeden ‘basit-kolaycılık’ ile sağlık turizmi ürünlerini uluslararası piyasaya ham olarak sunmaya çalışmanın, makro planda hüsran yaratacağının altını çizdi.

Savaşan sadece sağlık ve/veya turizm açısından konuya yaklaşmak yerine, özgün ve yepyeni bir mekanizmanın kurgulanmasının zorunlu olduğuna da dikkat çekti.

“Dünya’da rekabet yarışı sürüyor”

Dünya’da yılda 30 milyon kişinin şifa bulmak için ülkeleri dışına giderek sağlık hizmeti aldığını anımsatan Savaşan, Sağlık Turizmi sektörünün yıllık cirosunun 150 milyar dolara ulaştığını söyledi.

Sosyoekonomik tabana dayalı bütün organizasyonlarda olduğu gibi, arz ve talebe bağlı bu gelişmede hızlı bir pazar ve rekabet yarışının söz konusu olduğunu ifade eden Ahmet Savaşan, günün koşullarında hangi ülkeler talebin beklentilerine en uygun koşullarda bir arz geliştirme konusunda öne çıkarsa, bu alandaki nimetlerden de o oranda yararlanacağını vurguladı.

Son yıllarda gelişmiş ülkeler başta olmak üzere Dünya nüfusunun giderek yaşlanması ile kronik hastalıkların çoğaldığını söyleyen Savaşan, buna bağlı olarak tedavi harcamalarının artması ve uzun bekleme sürelerinin oluşmasına paralel hastaların maliyeti daha düşük ve daha kaliteli sağlık hizmeti alabilecekleri, iklimi uygun ülkelere yöneldiğine dikkat çekti. Kuzey Kıbrıs’ın aranan özelliklere sahip olduğunu vurgulayan Savaşan, bu alanın gelişmesi için devletin desteğine, teşvikine ve denetimine ihtiyaç bulunduğunu yineledi.

“Tüp bebek tüzüğünde sıkıntılar var”

Süre giden hızlı küresel gelişmelerde Sağlık Turizmi’nde öne çıkan ülkelerin, gerekli altyapıyı özel gayretlerle ele aldıklarını ifade eden Savaşan, bu alanın gelişmesi için özgün hükümet projelerine ihtiyaç olduğunu söyledi.

Yürürlüğe yeni giren ve tüp bebek tüzüğü olarak bilinen İnsan Hücre Doku ve Organ Nakli ile ilgili kuralları düzenleyen tüzükte pek çok eksiklik yanı sıra olumsuz sonuçlar doğuran maddelerin bulunduğuna vurgu yapan Ahmet Savaşan, bu konuyla ilgili ülkede tüp bebek konusunda tecrübeli doktor ve yöneticilerle birlikte bir rapor hazırladıklarını ve Sağlık Bakanlığı’na ilettiklerini söyledi.

Mevcut tüzük ile tüp bebek uygulamalarının 0 düştüğüne işaret eden Savaşan, gerekli değişikliklerin yapılmaması durumunda bu oranın p’lere çıkabileceği konusundaki endişesini dile getirdi. Savaşan, yapılması gerekenin yasaklayıcılık yerine etkin denetim olduğuna da vurgu yaptı.

“Turizm gelirlerine kafa yorulmalı”

Ahmet Savaşan, Kabinedeki mevcut dört bakanın kısa geçmişte turizmden sorumlu bakanlık görevi yapmasının, ülkemizde Sağlık Turizmi’nden gerçek bir ekonomik fayda elde edilmesi için bir an önce kapsamlı yasal ve örgütsel altyapı hazırlıklarının yapılmasında büyük bir avantaj olduğunu yineledi.

Savaşan, yasal ve ticari altyapının yanı sıra, mevcut mekanizmadaki insan unsurunun iletişim ve uzmanlık alanlarında da gerekli ortamların iyileştirilmesine ihtiyaç olduğunu ifade etti.

Son on yılı değerlendirildiğinde ülke turizminin geçmiş on yıla kıyasla yüzünün iyiye baktığını fakat otel doluluklarının özel dönemler haricinde halen P’lerde kalması ve turizm gelirlerinin de artan turist sayısı oranında artmaması üzerinde kafa yorulması gerektiğine işaret eden Ahmet Savaşan, turizmde en önemli noktanın, ülkeye taşınan kişi sayısından öte, seçilen turizm modeline uygun olarak getirilen turistlerin ülke içinde ne kadar katma değer yarattığı konusu olduğunu söyledi.turizm

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?