“ Güzelyurt olmadan çözüm olmaz”

ABONE OL
Eylül 17, 2016 15:19
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Rum lider Nikos Anastasiadis yoğunlaştırılmış müzakere turunun tamamlanmasının hemen ardından, BM Genel Kurul çalışmaları ve üçlü zirveye katılmak üzere New York’a gidişinin hemen öncesinde ilk röportajını Antenna TV’ye verdi.

Anastasiadis’in, şahsi facebook hesabından da yayınladığı röportajda Kıbrıs müzakerelerindeki durumu değerlendirdi.

 Anastasiadis “Çözüm için garantilerin ortadan kalktığını hissetmeleri gerektiğini” de vurguladı.
“Kıbrıs Türk Kurucu Devleti’ni  “eyalet “ olarak gördüğünü açıkça ifade eden Rum lider,“eyaletler, önceden var oldukları için oluşturulmayacak Anayasa tarafından öngörülecekler”dedi.

 

“2016 içinde çözüm aşırı iyimser bir senaryodur” 

 

2016 sonuna kadar çözüm hedefine ulaşılacağına gerçekten inanıyor musunuz sorusuna karşılık Anastasiadis İyimser bir senaryodan söz ediyor olmamıza rağmen kapsamlı bir çözüme varılması mümkündür” görüşünü ortaya koydu, şunları ekledi:

 

“Ancak havada kalan bir yığın konu var. Bunlar tamamlanmadan, bir anlaşma ortaya konulamaz. Teknokratik düzeyde; örneğin merkezi hükümetin ve federal eyaletlerin anayasalarının yazılması, uluslararası anlaşmaların, önceki işlemlerin listesi,  ekonomik ön hazırlık gibi teknik konular var. İlk gün iade edilmesi olası bölgelerin mayından temizlenmesi,  yenilenmiş yetkileriyle çözümün uygulanmasına nezaret edecek Barış Gücü, garantiler konusunda varılacak anlaşmaya göre kurulması gereken bir uluslararası güç konuları var, ancak bu ikinci yıl da olabilir. Fonun hazırlanması, fon için kaynak bulunması,  bankalar veya Dünya Bankası’nın mülklerle ilgili raporu gibi ekonomi konuları var.Yılsonuna kadar çözüm, aşırı iyimser bir senaryodur.  Var olan anlaşmazlıklarda yakınlaşma sağlanırsa gerçekleşmesini diliyoruz. Önemli konularda önemli yakınlaşmalar sağladık.

 

Ancak halen anlaşmazlıklar olan bir o kadar daha konu var. O anlaşmazlıkların üzerine köprü kurulursa, geriye mülkiyet,  toprak düzenlemeleri, garantiler gibi çözülmesi gereken bir-iki önemli konu kalırsa, diğer boşluklar kapatıldıktan sonra, öteki tarafın vereceği tavizlere veya Kıbrıslı Rumların endişelerine de cevap verilmesi gereğine göstereceği anlayışa göre kalan süre içerisinde bir anlaşmaya varılabilir.
Şu ana kadar başardıklarımızda her iki tarafın da endişeleri de dikkate alındı. Bu şekilde devam etmeliyiz. Çünkü çözümden her iki toplum da yararlanmalıdır. Bir uzlaşı olacak. Kuşkusuz her uzlaşıda bir taraf taviz verir ama öteki tarafın da vermesi gereken tavizler vardır. Özellikle, güvensizlik değil ama güvenlik meselesi yaratan konularında. Biz Kıbrıslı Türklerin de, aynı şekilde Kıbrıslı Rumların da kendilerini güvende hissetmelerini istiyoruz.”.
 
“Devletçikleri kısıtladık

 

Anastasiadis  son dönemde, devletçiklerin uluslararası anlaşma yapmaları, vatandaşlık ve egemenlik gibi özlü konularda önemli ilerlemeler kaydedildiğine de işaret etti, şu izahta bulundu:

 

“Diğer bütün federasyonlarda olduğu gibi, uluslararası anlaşmaları kültür ve ticaretle sınırlı kalmasına dair bir kısıtlama anlaşması var.  Kültür elbette eğitimi de sporu,  Ticaret de mali destekleri, turizmi, v.b. kapsar.  Bu başlıklarda, bazı şartlar altında uluslararası sözleşmeler yapılabilir. Şöyle ki, sözleşme yapılacak devlet tanınmış olmalı, onunla diplomatik ilişkimiz olmalı, yapılacak anlaşma iç politikaya ve devletin veya eyaletlerden birinin –sözleşmeye taraf olamayacak eyaleti kastediyorum- çıkarına zarar vermemeli.  Bu da, tek ve bir uluslararası kimliği, daha doğrusu tek ve bir uluslararası temsiliyeti, tek egemenliği, tek ve bir vatandaşlığı gösterir.
 
Helenizmin geleceği korunuyor

 

Vatandaşlık konusunda, vatandaşlığın nasıl verileceği ve hatta nüfus oranında anlaşmaya varıldı. Bu söylediklerimiz tahtında Helenizm’in geleceği, Kıbrıslı Türklerin herhangi bir hakkına zarar verilmeden korunuyor.Egemenlik konusunda, yalnız tanınma açısından değil, uzlaşılan maddeler açısından da tek ve olacağı artık tamamen nettir.”
 
“Eyaletler, Akıncı ve ayrı garantiler

 

“Sayın Akıncı, ayrı garantilerden söz ediyor ama yönetmesi gereken çok zor bir cephe var. Bir benzerinin de bizde olduğunu söyleyebilirim. Yani bir tarafta da ötekinde de çözüm şekline karşı çıkan güçler var” görüşünü ortaya koyan Anastasiadis, şöyle devam etti:
“Bu, talep ettikleri açısından tezlerinin örtüştüğü anlamına gelmiyor. Ancak söylemek isterim ki 12 Şubat ortak açıklamasında da açıkça belirtildiği gibi eyaletler Anayasa’dan öngörülecek veya kaynaklanacak deniyor. Yani eyaletler, önceden var oldukları için oluşturulmayacak Anayasa tarafından öngörülecekler. Aynı şekilde şu anda müzakereler iki toplumlu, toplumlararasıdır. Yani Kıbrıs Türk toplum lideri, Kıbrıs Rum toplum lideridir, eyalet liderlerinden söz etmiyoruz. Dolayısıyla, aslolan gerçekte olacak olandır,  nasıl yorumlandığı değil.  Tabii bu siyasi eşitliği de güvence altına alır.

 

Kıbrıs Rum tarafı için hayati konular olan garantiler, güvenlik ve toprak konularında şu ana kadar gayrı resmi görüşmeler yapıldı.  Diğer başlıklarda o kadar ilerleme olduğuna kanaat getirirsek, bu iki konunun kesin müzakeresi bizi çoklu bir konferansa da götürebilir. Tabii diğer konularda havada kalan meseleler ve bugün karşılaştığımız sorunlar aşılırsa ve (bu iki konuda) derinleşebilirsek.”
 
“Akıncı, basına sızacak endişesiyle toprağı müzakere etmenin bir mantığı olmadığı görüşünde”
Anastasiadis Akıncı’nın Toprak konusundaki tutumun ne olduğuna ilişkin bir soru üzerine ise “kamuoyu önünde ne dediğine ve kendi toplumu için neler talep ettiğine bakmaksızın;  Akıncı, basına sızacak endişesiyle toprağı müzakere etmenin bir mantığı yok görüşünde” dedi,

 

Rum lider şöyle devam etti:

 

“Aynı şekilde ben de endişe ediyorum.  Haritalarla müzakereye başlandığında –ki doğru olan ve bir ara yapılacak olan da budur- herhangi bir sızıntı olması halinde, Kıbrıs Türk veya Rum idaresinde kalacak bölgelerle ilgili tepkiler oluşmaya başlayacak. Bu nedenle belgelerin gizliliğine mutlak saygı gösterilmesini sağlamaya çalışıyorum. Çünkü uluslararası veya bölgesel hiçbir ciddi ihtilaf kamuoyu önünde diyalogla çözülemez.
 
“Güzelyurt (Omorfo) olmadan çözüm olmaz. Bu kırmızı çizgimizdir”
Omorfo (Güzelyurt) olmadan çözüm olamaz. Bu, kırmızı çizgimiz olmaya devam ediyor.   Kesinlikle kırmızı çizgimizdir. Toprak konusunda daha fazla konuşmak istemiyorum. Omorfo gibi, her iki tarafın da istediği yerlerin federal bölge olacağı söylentileri var ancak böyle bir diyaloğa girmek istemiyorum. Yalnızca “brain storm” denilen, görüş alış verişinde bulunduğumuz bir konuda müzakerelerde sorun yaratmak istemiyorum. Bu da, derinlemesine müzakere edilmeyen konulardan biridir.  Söylemek istediğim; ne istediğimizi de biliyoruz, ne talep ettiğimizi de.”
 
Uluslararası konferans koşulları

 

Anastasiadis, uluslararası konferansa gitme şartlarını da şöyle aktardı: “Diğer bütün başlıklar tamamlanırsa, garantilerin incelenmesi gerektiği aşamaya geldiğimize inanılırsa -çünkü Toprak başlığı Mülkiyetle bağlantılıdır- Toprak konusu hassas olduğundan öteki taraf görüşmeye hazırım ama kapalı kapılar ardında ve Kıbrıs’tan uzakta olsun derse, elbette anlaşmaya varılacak olanın uygulanabileceği noktaya da çok yaklaşmışsak ve bu konularda tepkiler olmaması için-ki buna büyük saygı duyuyorum, ve her iki taraf açısından da çok doğrudur çoklu toplantıya gidilir. Ama kimse taviz vermek için gitmez. Toplumlardan birinin de diğerinin de kabul edebileceği bir çözüme varmak için İyi niyetle, kararlılıkla gidilir.

 

Sorun yaratmak için değil. Çözüm, kazananlar veya kaybedenler yaratılırsa, başarısız olmaya mahkum olduğunu veya Kıbrıs halkı tarafından onaylanmayacağını anlamamız gerekir.”
 
BM’den istediğimiz

 

Sayın Akıncı ile yaptığımız ortak açıklamada BM Genel Sekreteri’nden, prosedüre daha aktif katılımını isteyeceğimizi belirttik.  Genel Sekreter’in prosedüre şu veya bu şekilde müdahil olduğu ortadadır. Şimdi istediğimiz, BM’nin faaliyetleri v.b. ile de ilgili, havada kalanlarla ilgili uzun listede, BM’nin oynayacak rolü olan alanlarda katkı koymasıdır. Örneğin, (anlaşmanın) uygulanması, mayınların temizlenmesi,  takıldığımız ve aşmamız için yardımcı olması gereken bazı konular. Yani çözümün içeriğiyle ilgili değil, müdahalesinin yardımcı olacağı bazı alanlar. Şu ana kadar BM’den tek bir köprü kurucu öneri bile yapılmadı.”
 
“Akıncı’ya da dediğim gibi konfederasyon değil federasyon görüşüyoruz”
“Müzakerelere Avusturya’dan,  Almanya’dan, Kanada’dan, Belçika ve İsviçre’de olduğu gibi federasyon anayasasına tabi ülkelerden anayasa uzmanları katılıyor. Buna ilaveten Avrupa Birliği de Sayın Peter Van Nuffel aracılığıyla katılıyor ve müzakere edilen her şeyin, Avrupa müktesebatına uygun olup olmadığını inceliyor.  Bunun önemli bir parametre olduğuna inanıyorum.  Kıbrıslı Türk vatandaşlarımızın da artık çağdaş, karşılıklı saygı olan, birinin diğerinin meselesine karışma tehlikesi olmayacak bir devlette yaşamamız perspektifleri oluşturulduğunu anlaması olumludur ve diğer federasyonlarda tam olarak ne olduğunu görüşürken, bazı tezlerinin sisteme uygun olmadığı daha kolay anlaşılıyor.

 

 Sayın Akıcı’ya da söylediğim gibi, konfederasyon değil federasyon görüşüyoruz. Bazı Kıbrıslı Türk liderler ve hatta –ismi neydi… ooo dışişleri bakanı… Erduğruloğlu da- zaman zaman konferderasyonda ısrar ediyor.  12 Şubat 2014 belgesinde bu konu son derece nettir.  Söylemem gerekir ki müzakere masasına bazı konular konulsa da Sayın Akıncı bu konuda tutarlıdır.
 
“Niyetimiz sorunu çözmektir, hatta mümkünse 2016 içinde …..”

 

“Ayın 25’inde BM Genel Sekreteri ile New York’ta yapılacak üçlü görüşmede çoklu uluslararası konferans toplanması konusunun da gündemde olma ihtimali yok. Sayın Eide’nin böyle bir şey söylediğini zannetmiyorum.  Önemli olan; şu ana kadarki durumu gözden geçirmemizdir. Ve halen birçok konuda aramızda mesafe olduğunu, çözüm bulunması için bu konuların yoğunlaştırılmış diyalogda görüşülmesine devam edilmesi gerektiğini saptadık. New York’tan döndükten sonra diyaloğa devam edeceğiz. Niyetimiz ve arzumuz Kıbrıs sorununu çözmektir, hatta mümkünse 2016 içinde. Bakın, hatta mümkünse diyorum.

 

“Havada kalan 103 konu zannedildiği gibi çözümün ilk günüyle değil çözümle ilgili”
Halen anlaşmazlıklarımız olduğunu saptadık. Yönetimde -yasama-yargı yetkisindeki anlaşmazlıklar çok azdır-, Merkezi hükümetin yetkilerinde geriye çok az anlaşmazlık kaldı.  Vatandaşlık meselesi, nüfus oranı konuları kapandı. Daha önce söylediğim gibi Uluslararası anlaşmalar konusunda, Kıbrıslı Türklerin bir talebi aşılarak ilerleme kaydedildi.  Gerçekten ilerleme kaydedilen bir yığın başka konu da var. Halen havada kalan ve teknokratların müdahiliyeti gereken bazı konular var.  Toplamda 103 havada kalan konu var ama bunların tamamı zannedildiği gibi çözümün ilk günüyle değil çözümle ilgilidir.

 

Bunlar tarafların anlaşmazlıklarıyla ilgili değil, yapılması gereken faaliyetlerle ilgilidir. Federal devletin, eyaletlerin anayasasının yazılması, uluslararası sözleşmeler, önceki işlemler listesi, Barış Gücü’nün hazırlanması gibi birçok konu. Bütün bunlar kayıtlıdır.
 
“Güvenlik ve garantiler görüşülmeden herhangi bir anlaşma veya ara anlaşma olamaz”
Ancak güvenlik ve garantiler görüşülmeden herhangi bir anlaşma veya ara anlaşma olamaz çünkü her şeyde anlaşılana kadar hiçbir şeyde anlaşılmış sayılmayacağı doktrini ortadan kalkmamıştır. Bu, her iki taraf da çoğu zaman, sunduğu veya uzlaşılan tezlerini gözden geçirip değiştirdiği canlı bir prosedürdür.
 
“Eyaletler bir miktar özerk olacak”

 

Karışıklık olan bir konuya da değinmek istiyorum.  Eyaletler bir miktar özerk olacak. Yani, gelecekte bir federasyon aşamasına geçtiğimizi farz edelim, bütün federal devletlerde olduğu gibi: örneğin Belçika’da 19 ay merkezi hükümet yoktu, kalkınma hızı yüzde üç yükseldi, devlet dağılmadı, çünkü merkezi hükümetin bazı yetkileri vardı. Geriye kalan, eyaletlerin işleyişiyle ilgili yetkiler oradaydı. Hükümette değişim olup olmadığını kimse anlamadı. Dolayısıyla: sosyal sigortalar: bir tarafın fonu ayrı, öteki tarafınki ayrı olacak.
 
“Garantör ülke siyasi nüfuz da edinir”

 

Ancak Belçika’nın, kendisine müdahale etmek isteyen komşuları yok. Başka bir ülkenin bir eyalete garanti sağlanması, kendisine siyasi eşitliği bozma, devletin tamamına müdahale şartları yaratma olanağı tanır. Güvensizliğin ötesinde en ciddi konunun, garantör ülkenin edindiği siyasi nüfuz olduğuna inanıyorum.  Dolayısıyla çözüme varabilmemiz için, bu tehlikenin ortadan kalktığını hissetmem gerek.
 
“Garantilerle ilgili tezlerimizi Yunanistan’la işbirliği içerisinde ortaya koyacağız”
Garantiler konusunda,  bu aşamada Yunanistan’la işbirliği içerisinde tezlerimizi ortaya koymaktan ve bu tezlerin geniş ölçekte kabul görmesi için uygun şartları oluşturarak başka bir şey yapamam. Yunanistan’da Sayın Hollande ile görüştüm ve konuyu ele aldık. New York’tan sonra Londra’yı ziyaret edecek ve İngiltere’nin yeni başbakanı ile görüşeceğim. Sayın Hollande’dan davet aldım ve temas etmek ve özellikle anlaşmazlık olan konularda tezlerimizi aktarmak için dönüş yolunda Londra ve Paris’i bağdaştırmaya çalışacağım. Yine ABD Başkan Yardımcısı ile de görüşme ve kendisine aktarma fırsatı bulacağım. New York’ta Sayın Lavrov’la da görüşeceğim.

 

Çözümün Güvenlik Konseyi’nin garantisi altına girmesi için Güvenlik Konseyi’nin 7’nci maddesiyle ilgili bazı düşünce ve önerilerim var. Öneriyi Türkiye’nin kabul etmeyeceği düşünülen bazı sorunlar var.  O sorunlar aşılırsa gerek uygulamada gerek fiili durumun idamesinde ve iki toplumun genel güvenliğinde böyle bir garantiyi başarabiliriz. Çok işe, çok çabaya ihtiyaç var.
 
Şu andaki ana muradım ve vizyonum

 

Sizi ve Kıbrıs Helenizm’ini temin etmek isterim ki şu andaki ana muradım ve vizyonum bu vatanın, hem Kıbrıslı Türk hem de Kıbrıslı Rum sakinlerinin kendilerini güvende hissedeceği şartlar altında yeniden birleştiğini görmek, perspektifte işgal ordusu olmaması, bu kabul edilmez durumun son bulması, kolonizasyona ve işgalin olumsuzluklarına son verilmesidir. Yeter ki iki toplum, özellikle de Kıbrıs Türk toplumu, Kıbrıslı Türklerin hassasiyetlerine Kıbrıslı Rumları haklarına halel getirmeden cevap vermeye çalıştığımızı anlasın, onlar da Kıbrıslı Rumların hassasiyetlerine ve taleplerine, özellikle de haklarının korunmasında cevap versin”.
 
Akıncı güvenliğin Türkiye’yle bağlantılı olduğunda ısrarlı
Sayın Akıncı güvenliğin Türkiye ile bağlantılı olduğunda ısrar ediyor ve Kıbrıs Türk oluşturucu devleti talep ederse Türkiye’nin müdahale edebilmesini öneriyor sorusuna karşılık, yüzünde imalı bir ifade “öyle söylüyor ama öyle değil” diyen Anastasiadis şu izahta bulundu:
“Başka bir başlıkla anlatmaya çalışayım. Bir müzakereye gittiğinizde elbette nihai tezinizi ortaya koymazsınız. Bunu avukatlık deneyimimden biliyorum. Müvekkilimiz için bir şey talep ettiğimizde, bir uzlaşıya varmak ve talep ettiğimizi almak için o şeyin iki üç katını tartışırdık. Ama tezini peşinen açıklamazsın. Ancak bizim tezimiz, çağdaş Avrupalı bir devlette toplumlardan birini veya diğerinin garantörlüğünü yapan askerler olamayacağıdır.  Tekrar ediyorum, bunlar uzlaştığımız birçok ilkeyi alaşağı eder ancak sizden rica ederim; Garantiler konusunda istediğimizin ne olduğunu acıka söylediğime göre:  Temel ilke her iki toplum için de güvenlik olacak ancak birinin güvenliği öteki açısından tehdit olmayacaktır.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.