İsrail, Mısır ile Etiyopya arasındaki krizi körüklüyor mu?

İsrail, Mısır ile Etiyopya arasındaki krizi körüklüyor mu?

Uzun süredir Mısır, Sudan ve Etiyopya arasında anlaşmazlık nedeni olan Nil Nehri’nin suyu, şimdi de İsrail’in Etiyopya’ya füze verdiğinin iddia idilmesi üzerine gündeme geldi.

Üst düzey bir Mısırlı kaynağın, İsrail’in Etiyopya’ya Hedasi (Rönesans) Barajı’nı koruması için savunma füzeleri temin ettiği iddiası, iki ülke arasında tansiyonun daha da yükselmesine neden olabilir.

Üst düzey Mısırlı kaynak, Mısır İstihbarat Teşkilatının, İsrail’in Etiyopya’ya gelişmiş savunma füzeleri sağladığını rapor ettiğini şu sözlerle ifade etti:

“Mısır istihbaratı, Cumhurbaşkanlığına Rönesans Barajı ile ilgili son gelişmeleri içeren bir rapor sundu. Raporda, Tel Aviv’in Addis Ababa’ya Rönesans Barajı’nı koruması için gelişmiş savunma füzeleri tedarik ettiği bilgisi de yer aldı.” 

Mısırlı kaynak, Etiyopya’nın sadece İsrail’den savunma füzeleri almakla kalmadığını, İsrailli bilim insanlarının elektrik üretim tribünlerinin çalıştırılması konusunda da Etiyopyalılara teknik destek verdiğinin raporda yer aldığını aktardı.

Çok az yağmur alan ve yer altı su kaynaklarının yetersizliği nedeniyle ihtiyacının yüzde 95’ini Nil’den karşılayan Mısır, Nil Nehri’nin debisinin düşme ihtimalini dahi “milli güvenlik” sorunu olarak görüyor.

Bu nedenle 2013 yılında Etiyopya tarafından Mavi Nil üzerinde yapımına başlanan Hedasi (Rönesans) Barajı, Etiyopya ve Mısır’ı zaman zaman karşı karşıya getiriyor.

Hedasi (Rönesas) Barajı

Bittiğinde Afrika’nın en büyük barajı olacak Rönesans Barajı, Etiyopya tarafından Mavi Nil üzerinde inşa ediliyor.

Etiyopya’nın Sudan sınırına yaklaşık 20 ila 40 kilometre mesafede bulunan  Rönesans Barajı tamamlandığında büyük bir alan su altında kalacağı için bölgeden 30 bin kişi tahliye edilecek.

Etiyopya’nın Rönesans Barajı’ndan 5 ya da 6 bin megavat elektrik üretmesi bekleniyor. Barajdan yararlanan sadece Etiyopya olmuyor. Sudan da barajın yapılmasından faydalanıyor. Zira baraj, zaman zaman su baskınlarına uğrayan Sudan’daki tarım arazilerini de kurtarmış olacak.

Ancak Rönesans Barajı, Sudan ve Mısır’da endişe kaynağı. İki ülke, barajın yapılmasının akabinde yaklaşık 25 milyar metre küp su kaybına uğruyor.

Mısır’ın inşa ettiği barajlarda su seviyesinin düşmesi ile elektrik üretiminin yüzde 20 ile yüzde 40 arasında azalması bekleniyor. Baraj havzasının dolmasının yıllar alacak olması, Mavi Nil’in suyunun ulaştığı Mısır ve Sudan’ın su payının ciddi oranda düşmesi anlamına geliyor. 

Peki Nil Nehri bölge ülkeleri için ne ifade ediyor?

Afrika’nın doğusunda yer alan Nil Nehri 6 bin 650 kilometre uzunluğa sahip ve bölge ülkelerinde yapılan tarım, balıkçılık ve turizm için hayati önem taşıyor. 

Nil Nehri 2 ana koldan oluşuyor. Birincisi, platolardaki göllerden (Victoria Gölü) beslenen Beyaz Nil, ikincisi ise Etiyopya’daki Tana Gölü ile Burundi’deki göllerden beslenen Mavi Nil.

Nil havzasında 11 ülke var. Burundi, Ruanda, Tanzanya, Kenya, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Uganda, Etiyopya ve Eritre, kaynak ülkeler olarak kabul edilirken, Mısır ve Sudan 6 bin 650 kilometrelik Nil Nehri’nin döküldüğü ülkeler statüsünü taşıyor.

Ancak “Afrika nehirlerinin babası” olarak kabul edilen Nil Nehri’nin Mısır için taşıdığı anlam diğer ülkelerden biraz daha farklı.

Dünyanın en uzun nehri olan Nil, Mısır’ın kuzeyinde 240 kilometre genişlik, 160 kilometre uzunluğunda bir delta oluşturuyor.

Nil Deltası’nda yoğun bir insan nüfusu var. Burada yaklaşık 40 milyon insanın yaşadığı tahmin ediliyor. 

Nil’i tanrı kabul eden ve ona tapan firavunlar “Mısır, Nil’in bir armağanıdır” derlermiş.

Nil, bugün de Mısır’da kutsallığını korumaya devam ediyor.

Geçen yıl, Mısır’ın önde gelen kadın şarkıcılarından Şirine Abdülvahab’a Nil Nehri’nin suyuyla ilgili “Nil suyundan parazit kapılabilir” sözleri nedeniyle 6 ay hapis cezası verildi.

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 2025’ten itibaren su kıtlığı yaşayacağı açıklanan Mısır’da Nil’in suyu konusunda endişe hakim.

Mısır Su Kaynakları ve Sulama Bakanı Muhammed Abdül Ati, Etiyopya’nın inşa ettiği Rönesans Barajı ile ilgili geçtiğimiz yıl, duydukları endişeyi şu sözlerle açıklamıştı:

“Biz 100 milyonluk bir ulustan sorumluyuz. Mısır’a ulaşan suyun yüzde 2 azalması demek 81 bin hektarlık tarla kaybetmemiz demek. Mısır’da ortalama bir aile 5 kişidir ve 1 hektar bir aileyi besler. Bu durumda 1 milyon kişi işsiz kalacak demektir. Bu yüzden bu uluslararası bir güvenlik sorunu.”

Nil suyuyla ilgili anlaşmalar

Britanya ile Mısır hükümeti arasında 1929 yılında Nil suyuyla ilgili bir anlaşma yapıldı. Uganda, Tanzanya ve Kenya’yı temsilen İngiliz yönetiminin imza attığı anlaşma çerçevesinde, bu üç ülke Mısır’ın Nil suyu üzerindeki haklarını kabul etti. Anlaşmada Nil Nehri üzerine yapılacak herhangi bir baraj konusunda Mısır’a veto hakkı verildi.

Kasım 1959’da Mısır’ın başkenti Kahire’de Nil suyunun paylaşımıyla ilgili bir anlaşma daha imzalandı. 1929 anlaşmasının devamı ve tamamlayıcısı niteliğindeki söz konusu anlaşmaya Mısır ve Sudan yönetimleri imza attı.

1959 anlaşması Mısır tarafından Nil Nehri üzerine yapılması planlanan Asvan Barajı ile ilgiliydi. Mısır ve Sudan bu anlaşma ile baraj suyunun kullanımını kendi aralarında düzenledi.

Zira Asvan Barajı’nın yapılmasıyla biriken su sadece Mısır değil Sudan topraklarına kadar uzanacak ve Sudan da haliyle topraklarında oluşan baraj gölü suyundan faydalanmak isteyecekti.

Bu anlaşmaya göre, Mısır’ın Asvan Barajı suyundan Sudan tarafı da faydalanacak, Sudan ayrıca Mavi Nil üzerine bir su rezervi oluşturmak amacıyla baraj yapabilecekti.

Mısır’ın Nil üzerindeki yıllık 55,5 milyar metreküplük payı da yine bu anlaşmayla kabul edildi. Sudan’ın payı ise 18,5 milyar metreküp olarak belirlendi.

Mısır, uzun yıllar anlaşmayı gözden geçirmeyi reddetti

Uganda, Tanzanya ve Kenya yönetimleri, 1929’da İngiliz sömürgesi altındayken yapılan anlaşmanın kendilerini bağlamayacağını belirterek, Mısır’ın devrik Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek döneminde anlaşmanın gözden geçirilmesini istedi. Ancak görüşmelerden sonuç alınamadı.

Çünkü Etiyopya başta olmak üzere bazı Afrika ülkeleri Nil üzerine barajlar yapmak isterken, Kahire yönetimi 1929 anlaşmasının gözden geçirilmesini, “Mısır’ın barajlara veto hakkının tartışılır hale getirilmesi” olarak değerlendiriyor ve bu öneriyi reddediyordu.

2011 yılında başlayan “Arap Baharı” sonrasında yaşanan iç çatışmalar ve iktidar mücadelesi nedeniyle Mısır’ın içe kapanmasını fırsat bilen Etiyopya yönetimi, Rönesans Barajı’nın yapımı için 2013 yılında Mavi Nil suyu yatağını değiştirmeye karar verdi.

O dönemde Mısır kamuoyunda Etiyopya yönetimini baraj yapımı konusunda İsrail’in teşvik ettiği ve maddi destek sağladığı konuşuldu.

Müzakerelerden sonuç alınamıyor

Etiyopya hükümeti 2011 yılında Mavi Nil üzerinde büyük güçte hidroelektrik enerji üretme kapasitesine sahip dev bir barajın inşasına başladığını ilan etti. Bunun akabinde Mısır yönetiminde, Nil Nehri suyu üzerinde kurulan statükoyu tehdit eden bu barajın meydana getireceği değişikliklerle ilgili endişeler baş gösterdi.

Başlangıçta sert siyasi söylemler ve tehditler üzerinden yürüyen ilişkiler, aynı yılın haziran ayında Mısır ve Etiyopya dışişleri bakanlarının barajın yapımıyla ilgili görüşmelere başlamasıyla çok sayıda ikili toplantıdan oluşan bir danışma sürecine dönüştü.

Mısır, Sudan ve Etiyopya, bazı dönemlerde kesintiye uğrasa da konuyla ilgili üçlü görüşmeler yapıyor. Ancak bugüne kadar görüşmelerden sonuç alınamadı. Rönesans Barajı ve Nil suyu konusunda Mısır ve Sudan arasında da fikir ayrılıkları olması konuyu iyice zorlaştırıyor.

Üç ülkenin su işlerinden sorumlu bakanları geçen 26 Eylül 2018’de Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da tekrar bir araya geldi ancak görüşmelerden yine sonuç çıkmadı.

Mısır yönetimi pirinç gibi çok bol su isteyen ürünlerin ekilmesinde kısıtlamaya gitmeye başladı. Bunun yerine buğday gibi ülkenin daha fazla ihtiyaç duyduğu ve çok su gerektirmeyen tahılların ekimi teşvik ediliyor.

Kaynak: Al Jazeera, AA, Al Arabi Al Jadeed, BBC, Crisis Group

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?