Dünyanın dört bir yanına Anadolu halılarını satıyor

Dünyanın dört bir yanına Anadolu halılarını satıyor

Tarihi Kapalıçarşı’nın birbirinden renkli sokaklarında halıcılar önemli bir yer tutuyor. Onlardan biri de Haşim Güreli… Henüz küçük bir çocukken adım attığı Kapalıçarşı’dan bir daha kopamayan Güreli, birbirinden güzel el dokuması halılar ve kilimler satıyor. Güreli, sattığı halıların hikayelerini ve mesleğinin inceliklerini TRT Haber’e anlattı.

Halıcılığa ne zaman başladınız? 

Bu dükkana üç yaşımdan beri geliyorum. Halının tozuyla, renkleriyle büyüdüm. Halıcılık artık içime işledi. Çocukluktan gelmiş bir alışkanlık, görsellik. Bunların üzerinde oynamak bile güzel bir şey.

Babanız da Kapalıçarşı’nın eskilerinden anladığımız kadarıyla…

Babam Kapalıçarşı’ya 1961’de gelmiş. Ermeni bir ustanın yanında çalışmış. Ondan hem ticareti hem de ustalığı öğrenmiş. Ben de babamdan öğrendim, eğitimimi onun yanında aldım. Çünkü halıcılık kitaptan öğrenilecek bir şey değil. Zaman içerisinde, dokundukça, o halının dokunduğu köylere gittikçe öğreniliyor. 

Dükkanınızda ne tür halılar satıyorsunuz? 

Makine halısı dışında her şey var. Bir kere çok önemli bir şey var burada; Kapalıçarşı 558 senelik tarihi bir mekan… Bu çarşının içinde esnaf olarak halıcısı, çinicisi ve diğer ürünleri satanlar olarak aslında kültürümüzü bir şekilde yansıtıyoruz. Anadolu’da dokunan ürünlerimize, aracılık yapıyoruz. Orada bir kızın el emeği göz nuru ile dokuduğu halıyı dünyanın öbür ucundan gelen insanlara satıyoruz.

Halı satmanın ne tür incelikleri var? 

Bir müşteri geldiği zaman hemen fiyat sorar mesela… Fiyattan önce kilimin ne olduğunu, halının ne olduğunu anlamanız lazım. Ürünlerimi satmadan önce desenlerin anlamını anlatan bir fotokopi veriyorum onlara. Birkaç tanesini de gösteriyorum halıda. Bakın işte akan su, eli belinde deseni, kurtağzı… Bunların ne anlama geldiğini, neden halıda kullanıldığını anlatıyorum. O zamana kadar eşya olarak gördüğü halıya, anlattıklarımdan sonra başka gözle bakıyor. Halı dokuyan kızın yaptıklarını hissetmeye çalışıyor. 

Her halının bir hikayesi var yani… 

Anadolu’da dokunan bütün halıların bir hikayesi var. Ama önemli olan bunu, alacak kişiye hissettirebilmek, anlatabilmek. Dünyanın bir sürü ülkesinde halı dokunuyor ama Anadolu’nun renkleri, Anadolu’nun desenleri bambaşka. 

Sattığınız halıları nerelerden getiriyorsunuz? 

İç Anadolu, Ege ve Doğu Anadolu’dan daha fazla halı getiriyoruz. Karadeniz Bölgesi’nden çok az halı var. Ege Bölgesi yoğunlukta. Manisa, İzmir’in köyleri ve Uşak… Bu yörelerde her köy evinde tezgah var. Kızlar belli bir yaşa gelince annelerinin yanında oturup işi öğreniyor. Biz de bunları alıp bütün dünyaya pazarlıyoruz. 

Hangi ülkelerden gelip halılarınızı tercih ediyorlar? 

Ağırlık olarak Amerika ve Avrupa ülkelerinden geliyorlar. Son zamanlarda tabii çeşitlilik var. Mesela Afrika ülkeleri son zamanlarda arttı. Yine Uzak Doğu’dan, Çin’den geliyorlar. 

Müşterilerin halılar konusunda özel istekleri oluyor mu? 

Muhakkak tabii. Mesela özel ölçülerle gelenler var. O insanlara şunu anlatmak önemli: eğer bir el halısı alacaksanız, ölçü ve renk sonradan gelecek. Her yörenin kendine has bir ölçüsü, kendine has bir rengi ve deseni var. Biz makine halısı satmıyoruz. İnsanlara kibarca el halısında istedikleri her şeyin olamayacağını anlatmaya çalışıyoruz. 

Müşterileriniz arasında tanınmış isimler var mı? 

Bir tanıdığım vardı, “Bir dostumu getireceğim, halı bakacağız” dedi. Yanında sakallı bir beyefendiyle geldi. Ben o kişiyi çıkartıyorum ama acaba o mu diye emin olamıyorum. Depoya gittik halı baktık, beraber öğle yemeği yedik. Meğer gelen Yusuf İslam, yani Cat Stevens’mış. Süleymaniye Camii’nin tam karşısında üç katlı bir ev almış. İçinin halısını biz döşedik. O şekilde Yusuf Bey’le bir halı ticaretimiz oldu. 

Kurgu: Ünsel Ayhan Aybek

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?