Türk edebiyatında iz bırakan Mehmet Fuad Köprülü’nün vefatının 53. yılı

ABONE OL
Temmuz 24, 2019 15:09
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mehmet Fuad Köprülü, 4 Aralık 1890’da İsmail Faiz Bey ile Hatice Hanım’ın çocukları olarak İstanbul’da dünyaya geldi. Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa’nın soyundan geliyor. 

Yerebatan semtinde bulunan Ayasofya Merkez Rüşdiyesini bitirdikten sonra Mercan İdadisine giren Köprülü, erken yaşta şiir yazmaya başladı. Basılan ilk şiiri, 1905’te 2. Abdülhamid Han için yazdığı methiye oldu.

Hukuk öğrenimini yarıda bıraktı

Köprülü, edebiyat ve tarih alanında ilerlemek için hukuk öğrenimini yarıda bıraktı.

1909’da “Fecr-i Ati” topluluğuna katıldı. Şiirleri ve çeşitli konular üzerine makaleleri “Mehasin” ve “Servet-i Fünun” dergileriyle “Tanin” gazetesinde yayımlanan Köprülü, bu yıllarda “milli edebiyat” ve “yeni lisan” akımlarına karşı yazılar kaleme aldı.

Hukuk öğrenimini bıraktığı için eleştirilere maruz kalan Köprülü, bir söyleşisinde bu durumu şu şekilde anlattı:

“İmtihanlarımda gayet muvaffak oldum lakin büyük bir hayal kırıklığı ile karşılaştım. Tedrisat, son derecede fena idi. Benim talebesi bulunduğum 1907 Darülfünunu bir alemdi. İslam hukukunu okutan hocalardan istifade etmediğimi söyleyemem. Ancak, yeni Avrupa ilimlerini okutanlar lisan bilmezlerdi. Ellerine geçmiş yalan yanlış tercemelerden, eminim kendileri de bir şey anlamayarak, ders verirlerdi ki ben bu eserleri, elimde bulunan asıllarından okumayı tercih ederdim. Fransızcayı hocalarımdan daha iyi biliyordum, hatta bazı dersleri, bazı bahisleri, onlardan daha çok önce ve daha iyi öğrenmiştim. Hukuk’ta fazla kalmak, zaman kaybetmekten başka bir şey değildi.”

“Türk Edebiyatı Tarihi” müderrisliği yaptı

Okulu bırakmasının ardından kendi kendisini yetiştirmeye karar veren Köprülü; Mercan, Kabataş, Galatasaray ve İstanbul liselerinde, 1910-1913 arasında Türkçe ve edebiyat hocalığı yaptı.

1913’te Halit Ziya Uşaklıgil ayrılınca İstanbul Darülfünunu’nda “Türk Edebiyatı Tarihi” müderrisliğine getirildi.

Birçok uluslararası kongreye Türkiye temsilcisi olarak katıldı

Köprülü, Türk Derneği, Türk Yurdu Cemiyeti ve Türk Ocağı’nın azaları arasında yer alırken, Ziya Gökalp çevresine girdikten sonra “milli edebiyat” akımını benimsedi.

Bu yıllarda Türk tarihinin ilk dönemlerine kadar inerek, ilk Türk topluluklarının tarih ve edebiyatlarını inceleyen Köprülü, 1919’da basılan “Türk Edebiyatı’nda İlk Mutasavvıflar” kitabıyla Fransız, Alman, Macar ve Rus ilim insanları arasında tanınır hale geldi.

Köprülü, 1923’te İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi dekanı oldu ve “Türkiye Tarihi” adlı kitabını çıkardı.

Alan uzmanı olarak yurt içinde ve yurt dışında birçok bilimsel kuruluşun üyeleri arasına alındı ve bu kuruluşların toplantılarına katılan Köprülü, 1923’ten itibaren Paris, Bakü, Oxford, Harkov ve Londra’da düzenlenen çeşitli kongrelerde Türkiye temsilcisi olarak bulu­ndu.

1933’te “ordinaryüs profesör” unvanını aldı

Maarif Vekaleti Müsteşarlığı’na 1924’te getirilen Köprülü, 8 ay süren bu müsteşarlığı sırasında, bu vekalet teşkilatında teklifleriyle köklü değişiklikler yapılmasını sağladı.

Türkiyat Mecmuası’nı 1925’te yayımlamaya başlayan Köprülü, 1928’de o zamanki adıyla “Türk Tarih Encümeni” olan Türk Tarih Kurumu’nun başkanlığına seçildi.

Köprülü, pek çok uluslararası kongreye Türkiye temsilcisi olarak katılırken, 1932-1934’de “Divan Edebiyatı Antolojisi”ni yayınladı ve 1933’te “ordinaryüs profesör” unvanını aldı.

“Bir ilim abidesi göçtü”

Dil, Tarih, Coğrafya Fakültesi’nde doktora yaptırdığı ilk öğrencisi olan Osman Turhan’ın “Bir ilim abidesi göçtü. Bir fikir kahramanı çöktü. Ancak Türkiye’de ilim alanında artık bir Köprülü Mektebi kurulmuştur” sözleriyle anlattığı Mehmet Fuat Köprülü, Türk edebiyatı ve Türk halk edebiyatıyla ilgili araştırmalar yaparak ardında birçok kitap ve makale bıraktı.

Köprülü, Paris’te “Türk Tetkikleri Merkezi”nde verdiği konferansların toplamı olan “Les Origines de L’Empire Ottoman” (Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluşu) kitabıyla da edebiyat dünyasında büyük yankı uyandırdı.

Hocalık mesleğine büyük tutkusu olan Köprülü, hislerini bir yazısında şu sözlerle anlattı:

“En çok hoşlandığım şey, talebelerimden birinin iyi bir eser yazmasıdır ki, bu bana sonsuz bir saadet verir. Hamdolsun, ara sıra da olsa, bu saadete ermek nasip oluyor. Dünyaya yeniden gelsem, yaşamaya yeni baştan başlasam, aynı yolda yürümekte bir Iahza tereddüt etmezdim.”

Milletvekilliği de yaptı

Köprülü, Prof. Dr. Azmi Bilgin tarafından ise şu sözlerle anlatıldı:

“Onun eserleri hala geçerliliğini ve güvenilirliğini korumaya devam ediyor. Türk edebiyatının değişmeye başladığı ve Batı edebiyatına dönüştüğü bir dönemde, divan ve tekke edebiyatının unutulmaması, o dönem edebiyatçılarının da tanınması açısından büyük rol oynamıştır. Kendisi, Batıda eğitim almayan bir Osmanlı edebiyatçısı olduğu halde, modern ve bilimsel metodları da benimsemiştir.”

CHP’den Kars milletvekili olarak 1934’te siyasete adım atan Köprülü, 1936-1941 arasında Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi ve Siyasal Bilgiler Okulunda ders vermeye devam etti.

Türkiye’nin NATO’ya girişinde etkin rol oynadı

Celal Bayar, Adnan Menderes ve Refik Koraltan ile Demokrat Parti’nin kurucuları arasında yer alan Köprülü, 14 Mayıs 1950’deki seçimleri Demokrat Parti kazanınca Dışişleri Bakanlığı görevine getirildi ve bu görevi 1956’ya kadar sürdürerek Türkiye’nin Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ne (NATO) girişinde etkin rol oynadı.

Demokrat Parti’den 1957’de istifa ederek aynı yıl Hürriyet Partisi’ne giren Fuat Köprülü, 27 Mayıs Darbesi’nin ardından 1961’de Yeniden Demokrat Parti ismiyle bir parti kurmasına izin verilse de parti logosunu Adalet Partisi’ne devrederek siyasetten çekildi.

Köprülü’ye, yürüttüğü siyasi görevleri dolayısıyla başta Fransa, Almanya, Arjantin ve Yugoslavya olmak üzere çeşitli ülkelerden 8 nişan, 4 fahri doktora ve 8 şeref üyeliği verildi.

Ankara’da 15 Ekim 1965’te, Türk Tarih Kurumu’ndan evine yürüyerek gittiği sırada trafik kazası geçiren Köprülü, tedavi gördüğü İstanbul Baltalimanı Hastanesinde, 28 Haziran 1966’da hayatını kaybetti.

Köprülü’nün cenazesi Bayezid Camii’nde kılınan namazın ardından Çemberlitaş’ta, Köprülü Mescidi’ne bitişik olan aile kabristanına defnedildi.

Köprülü’nün bazı eserleri

“Türk Tarihinin Ana Hatları”, “Erzurumlu Emrah”, “Edebiyat Araştırmaları”, “Ali Şir Nevai”, “Bizans Müesseselerinin Osmanlı Müesseselerine Tesiri”, “Demokrasi Yolunda”, “Fuzuli Hayatı ve Eserleri”, “Türk Tarih-i Dinisi”, “Malumat-ı Edebiyye”, “Mektep Şiirleri”, “Yeni Osmanlı Tarih-i Edebiyatı”, “Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar”, “Nasreddin Hoca”, “Türk Edebiyatı Tarihi”, “Türkiye Tarihi”, “Bugünkü Edebiyat”, “Hayat-ı Fikriye”, “Milli Edebiyat Cereyanının İlk Mübeşşirleri ve Divan-ı Türk-i Basit”, “Türk Dili ve Edebiyatı Hakkında Araştırmalar”, “Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu”, “Edebiyat Araştırmaları Külliyatı”, “İslam ve Türk Hukuk Tarihi Araştırmaları ve Vakıf Müessesesi”, “Divan Edebiyatı Antolojisi”, “Türk Saz Şâirleri Antolojisi”, “Türk Edebiyatı Târihi I-II”, “Tevfik Fikret ve Ahlakı” ve “Milli Kıraat”.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.